ÜLKE BİLGİLERİ

Mdina

Nüfusunun azlığı ve sakinliği nedeniyle "sessiz şehir" olarak tanınan Malta'nın 4 bin yıllık tarihi şehri Mdina, dar sokakları, taş evleri ve tipik Ortaçağ mimarisiyle turistlerin ilgisini çekiyor. Güney Avrupa'da Sicilya'nın hemen altında yer alan ada ülkesi Malta'nın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mdina, ilk kez Fenikeliler tarafından kullanıldı, bir dönem Arapların hakimiyetinde kaldı.

Malta Şövalyeleri olarak ünlenen St. John Şövalyeleri adaya yerleşinceye kadar ülkeye başkentlik yapan Mdina, 18. yüzyılda tekrar kurulmasına rağmen Ortaçağ'a ait karakteristik özelliklerini koruyor. Eski bir hendeğin üstündeki köprüde bulunan dar bir kapıdan yaya olarak girilen şehir, yaklaşık 400 metrelik ana caddesiyle Mdina'yı ikiye ayrılıyor.

Labirenti andıran dar sokaklara sahip şehirde, Malta'nın tanınmış ailelerinden Inguanezlerin sarayı olan Inguanez Sarayı, Surlar Meydanı, Benedictin Manastırı, Doğa Tarihi Müzesi ve Zindan Müzesi, şehre hakim Romaneks ve Barok mimarlık tarzı taş evleri turistler tarafından ziyaret ediliyor. Ülkenin en yüksek tepesine kurulan, bir tarafı surlarla diğer tarafları hendeklerle çevrili Mdina'da, ülkenin büyük bir kısmını gören surların üstünde bulunan deniz manzarasına sahip restoran ve kafelerden şehir seyredilebiliyor. Kalabalık grupların, alışveriş merkezlerinin ve büyük meydanların bulunmadığı Mdina'ya, şehir sakinleri haricinde, motorlu araçların girmesine izin verilmiyor. İsteyenler şehri, Maltalıların "karrozin" olarak adlandırdığı faytonlarla gezebiliyor. Şehir duvarlarına asılı lambaların aydınlattığı sokakları, geceleri dolaşmak da turistler açısından farklı bir deneyim.